Muhsin Yazıcıoğlu nun şehadeti çok kritik bir zamanda gerçekleşti...


Muhsin Yazıcıoğlu neden hedef oldu?


Yıllar nasıl da aktı geçti... Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) kurucu genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli bir helikopter kazasında ölümünün üzerinden tam 4 yıl geçmiş.

25 Mart 2009 tarihinde saat 14.35'de havalanan TC-HEK tescil işaretli helikopter Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit İlçesi'nden havalandıktan sonra saat 15.03'de düşmüş ve BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun da aralarında bulunduğu 6 kişi hayatını kaybetmişti.

2009 Yerel Seçimlerine sadece 3 gün vardı...

Muhsin Başkan da zaten seçim gezilerindeydi.

Muhsin Başkan, "Bu millet bizi seviyor ama oy vermiyor" diyordu.

Tüm Türkiye'nin Muhsin Başkanı ne kadar çok sevdiği helikopterinin düştüğü haberi duyulunca anlaşıldı. Herkesin içine bir kor düştü...

Sağlığında Muhsin Başkan'a oy vermeyen seçmen, vefatında sonra onun hatırına Büyük Birlik Partisi'nin Sivas Belediye Başkan adayına oy verdi ve seçilmesini sağladı...

Muhsin Yazıcıoğlu'nun şehadeti çok kritik bir zamanda gerçekleşti...

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, 8 Mart 2009 tarihinde İran'a giderken uçakta gazetecilere Kürt sorunu hakkında konuşmuş ve "2009 yılında çok güzel şeyler olacak" demişti.

Belli ki, devlet kangren haline gelmiş bu sorunu bitirmede daha o tarihte kararlıydı. Güvenlik öncelikli değil, sosyal strateji temelli adımlarla bu sorunu rafa kaldırma iradesi ortaya çıkmıştı.

Milletçe böylesine bir kaynaşma sürecine geçişte, Muhsin Yazıcıoğlu gibi milliyetçi cepheden gönül insanı bir ismin de desteği çimento etkisi yapardı...

Hani şu an ‘akil insanlar'dan söz ediliyor ya...

Muhsin Bey'in aklı ve yüreği böylesine hassas bir konuda kuşatıcı etki yapardı.

Şahsi kanaatime göre Muhsin Başkan işte bunun için hedef haline getirildi.

Sayın Devlet Bahçeli'nin çözüm sürecine şu an ki tepkisini görünce, eğer yaşamış olsaydı, Muhsin Yazıcıoğlu gibi milliyetçi bir ismin olası desteğinin ne kadar büyük katkı yapabileceği daha rahat anlaşılır...

Öyle etki yapardı ki, çözüm süreci hem bu kadar uzamaz, hem uzamış olsa bile, 21 Mart'ta Diyarbakır'daki Nevruz kutlamalarına da katılıp halkın üzerine gül ve karanfiller atacak kadar bir adım önde olurdu. Türk bayrakları coşku ile sallanırdı.

Muhsin Başkan'ın hedef haline getirilmesinde kanımca ikinci bir faktör de şuydu...

O sırada Ergenekon dava süreci henüz işin başındaydı. Muhsin Başkan'ın tanıklığı ve devlet içine çöreklenmiş odaklarla ilgili tespit ve değerlendirmeleri önemliydi.

Sayın Devlet Bahçeli'nin Ergenekon dava sürecinde ve 12 Eylül 2010 tarihindeki Anayasa değişikliği referandum sürecinde saf tuttuğu çizgiyi görünce, eğer yaşamış olsaydı, Muhsin Yazıcıoğlu gibi milliyetçi refleksleri olan ve TSK içinde de epeyce seveni olan bir ismin, devlet içine sızmış kimi odakların temizlenmesi konusunda verebileceği desteğin boyutu daha iyi anlaşılır...

Muhsin Bey kesinlikle, bu konularda Sayın Bahçeli'den farklı bir çizgide olurdu. 12 Eylül 2010 referandumu sırasında hayatta olsaydı, ülkede gitmediği il, ilçe kalmaz, bu konunun önemini anlatırdı. Muhsin Başkan'ın şehit edilmesinde bu nokta kesinlikle gözardı edilmemelidir.

Bir program bu kadar mı güzel olur?

TRT Haber Kanalında "Ömür Dediğin" adlı bir program var.

Öncelikle, programın yapımcı ve yönetmeni Zeliha İlhan Doymuş Hanımefendi'yi tebrik ediyorum...

Yıllarca kendim de TV programı yaptım...

Ekranlarda, toplumsal yararı bu kadar büyük, yürekleri bu kadar titreten, inancın sosyal hayata etkisini, vefa yada vefasızlığı, anne-babanın ne demek olduğunu bu kadar derinden yansıtan bir başka programa denk geldiğimi hatırlamıyorum.

Dün akşam izlediğim bölümde, Türk siyasi tarihinin son kırk yılında etkin olan merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nun Sivas'ta yaşayan annesi Fidan Yazıcıoğlu ekrana getirildi.

Evladı Muhsin Yazıcıoğlu'nu acı bir şekilde kaybeden 94 yaşındaki Fidan Teyze inancı sayesinde oğlunun acısına dayanabilmiş bir çınar… Fidan Teyze' nin en büyük arzusu ise, şehit olduğuna inandığı evladına öldükten sonra cennette kavuşmak…

Dün akşamki programda Fidan Anne'yi izlerken, evlatların analardan önce vefat etmesinin derin acısının ne demek olduğunu iliklerimize kadar hissettik.

Kimler engelliyor?

4 yıl önce bugün, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan TC-HEK tesçil işaretli helikopter 25 Mart 2009 tarihinde saat 14.35'de Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit İlçesi'nden havalanmış ve saat 15.03'de düşmüştü.

6 kişinin hayatını kaybettiği kazada helikopterde bulunan gazeteci İsmail Güneş'in kazanın ardından 112 Acil Servis'le toplam 7 kez görüşme yaptığı ortaya çıkmıştı. Görüşmelerde, orada esrarengiz bir şeyler olduğu anlaşılıyordu.

Kamuoyu sevilen siyasetçi Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümündeki kuşkunun ortadan kalkmasını çok bekledi.

En sonunda Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül de konuya el atmasına rağmen, son anda yeniden bir karartma yapıldığı kuşkusu kamuoyuna egemen oldu.

Bu olay aydınlatılmadan ya da aydınlatılmasını engelleyenlerin eli kırılmadan, Türkiye'de benzer kirli oyunların ve suikastlerin önüne geçilebileceğine inanmak zordur.

Muhsin Yazıcıoğlu'na Allah'tan rahmet diliyorum.

Türkiye'nin bir kez daha başı sağolsun.

Not: Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli Fikir Kulübü iş birliğiyle gerçekleştirilecek olan söyleşide, gündemdeki tüm konuları konuşmak üzere, Gazeteci Taha Akyol ile birlikte bu akşam saat 19.30'da Yunus Emre Kültür Merkezinde olacağız. İlgilenen okuyucularımıza duyurulur..

Fatihin Torunları


Prof. Dr. Osman Özsoy - Haber 7
Yorum Gönder