MUTLULUĞUN TARİFİ günümüz insanı bu yazıyı okumalı

MUTLULUĞUN TARİFİNİ NOT EDER MİSİNİZ?


Yemek tarifi veriyor gibi oldu değil mi? Birkaç adet sebze adı, biraz yağ, üstünü kapatana kadar su ve baharatları ekledik mi en lezzetli yemekleri yapmış oluruz. Sıcak servis etmeyi de unutmayalım tabi. 

Peki tarifine bu kadar kolay ulaşabildiğimiz yemekler kadar kolay mıdır mutluluğun tarifi? Yoksa herkese göre değişir mi ya da bugün varken yarın yok olabilir mi, anlık bir durum mudur yoksa sürekliliği var mıdır, kolay mıdır zor mudur, birkaç satırlık genel bir tarifle herkes mutlu olabilir mi?

Bilimsel bir açıklamaya göre insanoğlunun yaşama amacı mutluluğu yakalamaktır. İçgüdüsel olarak hareket eden insan, nerede kaç yaşında ve ne durumda olursa olsun mutlu olmak ister. Mutluluk, aranılan ve beklenilen, içinde bulunulmak istenilen
durum halidir.


Mutlu olan insanın dış görünüşü, olaylara bakışı, konuşma tonu,
davranışları yani kendisi farklıdır. Örneğin trafiğin sıkışık olduğu bir yerde direksiyon başındaki sürücü mutlu bir ruh hali içindeyse sinyal vermeden önüne geçmeye çalışan diğer bir aracı farkettiğinde bekleyip önüne geçmesine izin verirken, sinirli bir durum içinde bulunan sürücü aynı durumda yol vermemek için önündeki araçla arasındaki takip mesafesini o kadar kısa tutar ki yandaki araç önüne geçemesin.

Mutlu bir insanın kavgaya karışma oranı ile sinirli bir insanın kavga etme oranı arasında da ciddi bir fark yaşanacağı bu örnekten de anlaşılabilir.

Peki mutlu olmak için ne yapılmalıdır?

Öncelikle şunu kabul etmek gerekir ki mutlu ya da sinirli olmamız içinde bulunduğumuz anı değiştirmeyecektir. Bizi sinirlendiren olay o an yok olmayacağı gibi hiçbir şey yapmadan sinirimizin geçmesini beklemek de bir fayda sağlamayacaktır. Tam aksine zaman geçtikçe ve mevcut olayların olumsuz yönlerini düşünmeye devam ettikçe beynimiz de negatif düşünceler üretmeye devam edecektir. 

Neden kavga anında insanlar birbirlerine seslerini yükseltirler bilir misiniz?
Kavga anında karşımızdaki insana olan düşüncelerimiz olumsuz yönde ilerlerken duygularımızda onu takip eder. Duygu ve düşünceleri negatifleşen insanların kalpleri de birbirinden uzaklaşır. Kalpleri birbirinden uzaklaşan insanlar karşılıklı bağırarak birbirlerine seslerini duyurmaya çalışırlar. Oysa kavga sırasında duymayan organ kulaklar değil kalplerdir. Tartışmanın tonu ne kadar yükselirse uzaklaşma o kadar artıyor demektir. Kavga sırasında taraflardan birinin olaya sakin ve duyarlı yaklaşımı karşıdakinin de bakışını olumlu yönde etkileyecek ve kavga sonrasında sakinlik ortamında yapılacak ılımlı bir konuşma hatalı tarafın bunu fark edip telafi arama yollarını aramasını sağlayacaktır. 

Önemli bir nokta da sürekli hatalı ya da negatif durumların üstüne giderek bu durumun abartılması değil karşı tarafa bu durumun yanlış olduğunun anlatılması olmalıdır.

İnsanlara bakışımızı değiştirdiğimizde, her canlının amacının aslında mutluluk içinde yaşamak olduğunu kabullendiğimizde mutluluğun kapısını biraz daha aralamış oluruz. Bu tutumuz devam ettikçe de aralanan kapı aralığı her defasında biraz daha artar ve öyle bir gün gelir ki kapı ardına kadar açılmış. 

Öyleyse mutluluğun ilk tarifini not ediyoruz:

1 su bardağı olumlu düşünce, 1 tutam sevgi ve üstüne biraz da saygı ekledik mi mutluluğumuzun ufak bir parçası hazır.

Mutlulukla kalın.

Sitemiz yeni yazarı T. Hakyolcusu 

Okudugunuz icin tesekkur ederiz.
 Yorumlariniz bizim icin cok degerlidir 
yorumlarinizi esirgemeyin.






http://gercektarihdeposu.blogspot.com/p/arsiv.html

Yorum Gönder